Bekir BOYDAK
Boydak Holding Yönetim Kurulu Üyesi
"Şirketimizin temelleri 1957'de babam ve amcam tarafından atılmış. Onların arasındaki dayanışma bizim için örnektir. Şirket kurulduğu günden itibaren birbirlerini kırmadan iş ortamında iş-aile sınırını doğru çizerek ilişkilerini devam ettirmişlerdir. İkinci kuşak olarak bizler de onları kendimize örnek alarak aynı geleneği sürdürüyoruz. İş ortamında rahat ve serbest bir şekilde fikirlerimizi paylaşırken aile ortamında saygı ve sevgiye dayalı olarak ilişkilerimiz yürüyor."
Kayseri, Türkiye sanayisinin en önemli kilometre taşlarından biri olarak biliniyor. Kayserili şirketler, iş dünyasında yarattıkları istihdam ve kurumsal sosyal sorumluluk projeleriyle dikkat çekiyor. Elbette, bu şirketler içinde 23 grup şirketi ve 12 bin çalışanıyla Byodak Holding akla gelen ilk isim oluyor.
Özellikle mobilya sektöründe adını duyuran Boydak Grubu'nun iş hayatına giriş hikayeleri Kayseri'nin Hacılar ilçesine kadar uzanıyor. Yıllar içinde yarattığı İstikbal ve Bellona markaları; Kayseri'de mobilya, kablo, tekstil, bankacılık, lojistik, pazarlama ve kimya olmak üzere yedi ayrı sektördeki üretimleriyle Kayseri ve tüm Türkiye'nin kalkınma ve istihdamına katkı sağlıyor. Kayseri'nin yanı sıra tekstil tesisiyle Bursa'ya, mobilyadaki tesisiyle de Adapazarı'na da yatırım yapan Boydak Grubu, global ekonomik krize meydan okurcasına yatırımlarına ara vermeden devam ediyor.
Boydak Ailesi'nin 2. kuşak uyelerinden Bekir Boydak, 1970 yılında Kayseri'de doğmuş. İlk, orta ve lise öğrenimini Kayseri'de tamamlamış. 1987'de Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü'nü kazanıp Kayseri'den İstanbul'a gelmiş. Üniversitenin dördüncü sınıfındayken Boydak Grubu'nun İstanbul Bölge Müdürlüğü açılmış ve Bekir Bey de bu birimde çalışmaya başlamış. Evli ve iki kız çocuk babası olan Bekir Boydak, halen Boydak Holding Yönetim Kurulu Üyesi olarak firmada görev yapıyor.
Eğitim çıraklıkla başlıyor
İlkokul yıllarından itibaren yaz tatillerinde ve boş zamanlarında şirketin birtakım kademelerinde görev aldığını söyleyen Bekir Boydak, o dönemlerde şirketin kurumsal bir yapısının olmadığını anlatıyor: "Kurumsallaşma 90'lı yıllardan itibaren başladı. O dönemde satış, montaj eğitimleri, fabrikada üretim birimlerinde çeşitli görevlerim oldu, tabir yerindeyse çıraklıktan başlayan bir eğitim süreciydi." Üniversite eğitimi sırasında mobilya sektörüyle ilgili olarak açılan Marmara Bölge Ofisi'nde bölge müdürü olarak profesyonel iş hayatına atılıyor genç işadamı Bekir Boydak.
Boydak Krize rağmen yüzde 12 büyüdü
1991'den beri Boydak Holding'de aktif olarak göre yapan Bekir Boydak'ın şu anki sorumluluk alanları yıllık pazarlama ve reklam planları, bütçeleri kendisine bağlı ekiple birlikte hazırlamak ve yıllık reklam planlamalarını yapmak. Bekir Boydak görev ve sorumluluklarını şöyle tanımlıyor: "Bizim yaptığımız iş bir nevi marka yönetimi. Tüm markalar birbirinden farklı. Tüketici gruplarına giden, farklı seviyelerde algılanan mobilya markalarımızın sevk ve idaresi diyebiliriz."
Çok köklü ve kalabalık bir aile şirketi olarak başarılarının altında yatan etmenler nelerdir diye soruyoruz Bekir Bey'e: "Şirketimizin temelleri 1957'de babam ve amcam tarafından atılmış. Onların arasındaki dayanışma bizim için örnektir. Şirket kurulduğu günden itibaren birbirlerini kırmadan iş ortamında iş-aile sınırını doğru çizerek ilişkilerini devam ettirmişlerdir. İkinci kuşak olarak bizler de onları kendimize örnek alarak aynı geleneği sürdürüyoruz. İş ortamında rahat ve serbest bir şekilde fikirlerimizi paylaşırken aile ortamında saygı ve sevgiye dayalı olarak ilişkilerimiz yürüyor. Bu nedenle başırımızın temelinde saygı ve sevgi yatıyor diyebilirim."
Babası Hacı Sami Boydak'ın iş hayatlarındaki prensiplerini anlatan Bekir Bey, "Yönetimde özellikle iş bölümü konusunda hala geçerli olan prensipleri vardı. İkinci kuşak olarak bu iş prensiplerini iş tanımı olarak belirlemiş durumdayız. Şirketimizde herkese niteliğine göre, yapabileceği, başarılı olabileceği görev veriliyor, bu temel bir prensiptir. Bugün de tıpkı babam ve amcamın döneminde olduğu gibi herkesin alanı ayrıdır. Aile, holding büyüdü. Çok farklı iş kolları oluştu. Bu iş kolları arasında çok farklı birimler olmasına rağmen herkes becerebildiği, yetenekli olduğu, vazife almak istediği görevlerde çalışıyor. Şirkette görev almaya hevesli, istekli olan genç aile bireyleri belli bir standart dahilinde temel eğitimlerini tamamladıktan sonra holdingde de eğitim görürler. Sonrasında belli kademedeki yöneticiliklerde göreve başlarlar" diyor.
Türkiye'deki aile şirketlerini değerlendiren Bekir Boydak: "Türkiye'de tarım toplumundan ticaret toplumuna geçiş sürecinde biraz geç kalındı. Osmanlı'nın son dönemlerinde Türkiye'de toplu iğne bile üretilmiyor. Cumhuriyet yıllarında da savaştan çıkmış bir ülke... 1927'deki ilk nüfus sayımında büyük bir kısmı kadın ve çocuklardan oluşuyor. Özel sermaye birikimi yok, devletçilik ön planda... Bu şekilde bakıldığında Türkiye'de ticari hayat Avrupa, Amerika ve Uzakdoğu'ya göre gecikmiş. Ama Türkiye açığı hızlı kapattı. Şu dönemlerde gerek ticari rakamlar gerekse sanayideki rakamlar oldukça iyi. Aile şirketlerine baktığımız zaman Türkiye'de 100 seneyi devirmiş bir aile şirketine rastlamak çok zor. Japanyo'da 7 kuşaktır yönetilen aile şirketleri var, İsveçli bir kağıt firması 750 senedir yönetiliyor" diyerek dünya genelinde Türkiye'nin çok alt sıralarda olduğunu vurguluyor.
Bekir Boydak, global ekonomik krize rağmen yüzde 12'lik büyüme sağlayan Boydak Holding'in başarısının altındaki yöntemleri şöyle özetliyor: "Likitte önlemler aldık. Kredi borçlarımız zaten çok azdı ama var olanları da azalttık. Bu anlamda kriz de beklediğimiz gibi geldi ama bir krize rağmen büyümemizi sürdürdük. Geçen yıl kriz, çok derin yaşanmış olmasına rağmen yüzde 12 büyümemiz oldu. Özellikle mobilya sektöründe bir kaybımız olmadı. Metale dayalı sektörlerimizde MTR fiyatlarının gerilemesi nedeniyle; cirolarımızda da büyüme beklentilerimizde de biraz kayıplarımız oldu ama birbirini kompanse ettiler."
Boydak Holding 50 senedir büyüyor. Türkiye'de dönem dönem ekonomik krizler oldu. 1994, 2001 krizlerini iş hayatının içinde yaşadım. Türkiye'deki büyümeler son 5-6 yılı çıkarırsak bir ileri bir geri; yani büyümüyordu. Boydak grubu kurulduğu günden beri sürekli büyüdü; krizler dahil... Büyümeye meyilli ve öz kaynağı sağlam bir grup, 10-15 yıl sonra rakamlarını en az iki katına çıkartabilir. Gerek çalışan sayısında gerek bilanço bükülküğünde gerek aktif büyüklükte gerek ciroda gerekse kârlılıkta... Rakamlar bunu teyit ediyor. Başka sektörlere girilebilir, bilgi ve deneyimlerimizi dünyadaki başka ülkelere kaydırabiliriz ki şu an böyle bir misyonumuz da var. Mobilya grubunda İstikbal ve Bellona, Turquality projesinin içerisindedir. Yurtdışında 280 civarında mağazamız var. Hayalimiz bu deneyimlerimizi bütün dünya ülkelerine aktarmak, yaşamak" diyen Bekir Boydak, Boydak Holding ile ilgili hayal ve beklentilerini aktarıyor.
Kriz dönemlerinde şirket harcamaları içinde ilk olarak reklam masraflarının kesildiğine dikkat çekiyor Bekir Boydak: "Piyasalardaki genel eğilim reklamı kesmek, pazarlama bütçesini küçültmektir. Biz kurulduğumuzdan beri ne olursa olsun reklamlarımızı azaltmadık. Aksine şuna inanıyoruz; kriz zamanında yapılan reklam daha etkilidir, Hem ekranlar hem gazeteler daha boş olur, tüketicinin sizi yakalaması daha kolay olur. Ayrıca reklamın sonucunu hemen buğünden yarına ölçmek söz konusu değildir. Burada reklamı, sadece satışa yönelik bir enstrüman olarak görmemek gerekiyor. Türkiye'deki en çok hatırlanan 10 markadan birisi olarak vatlerimiz var ve bunları söylememiz gerekiyor. Kriz dönemlerinde reklam fiyatları d abiraz makulleşiyor, mali avantaja sebep oluyor, hatırlanmamıza katkısı oluyor. Bugün ilk 10 marka içinde akla İstikbal sonra Bellona geliyorsa, bu öncelikle reklamın sonra markanın duruşunun sebebidir. Markanın tüketicilere karşı sorumlulukları vardır, vaatlerimiz var."
"12 bin civarı kitabım var"
"Boş zamanlarımın tümünü aileme ayırmaya çalışıyorum. Kızlarım bana çok düşkün. Evimde büyük bir bahçem, çiçeklerim var. Eşimle birlikte sebze-meyve yetiştiriyoruz. Bahçede çocuklarımızla birlikte vakit geçirmekten büyük bir keyif alıyoruz. Çocuklardan arta kalan zamanlarımda kitap okumayı çok seviyorum. Beni farklı bir dünyaya götürüyor. Kütüphanemde her türden 10-12 bin civarında kitabım var..."
Bekir Boydak, genç bir işadamı olarak, gündemi takip ettiğini ve kendini geliştirmek adına konferans, seminer vb. eğitim programlarına katıldığını, kişisel gelişim kitap ve dergilerini okumaya çalıştığınğı söylüyor: "Zamanımızda iletişim çok hızlı; sabah güne gazetelerle başlıyor. Bir taraftan da bizim şirketimiz okul gibi iş hayatıyla ilgili her türlü gelişmeden, çıkan yasalardan, kanunlardan haberdar ediyorlar."